erkeklerle daha iyi anlasan kiz
"beklentiler"den bıkmış kız modelidir. geçmişinde mutlaka en yakın kız arkadaşlarından bi kazık yemiştir. genellikle hemcinslerinin çevirdiği entrika ve dedikodulardan haz etmeyip, daha esprili, daha doğal olan karşı cinsi yakın arkadaşı olarak kabul etmiştir. yeri gelir onlarla maça gider, yeri gelir dertlerini dinler, yeri gelir dibine kadar eğlenir. önemli olan "insanlık" değerlerini kaybetmemektir. herkes de kabul edemez bu durumu sanki normal değilmiş gibi.
doktorlar
<bkz: temcit pilavı>
yuzmek
yazın kıymeti bilinmeyen, kışın en çok özlenendir. rüyalara girmeye başlamadan önce tadını çıkarmak lazımdır.
babayla mac izlemeye stada gitmek
baba-kız zıplayarak, küfrederek tezahürat etmeye vesile olur. inanılmaz bir paylaşımdır. tadından yenmez.
doktorlar
show tv'de sabah-akşam, gece-gündüz yayınlanan dizi. günde en az 12 saat bunu yayınlıyorlar herhalde, ne zaman kanalı açsam karşımda. kalanı da haber, spor, reklamla doldururlarsa oldu bu iş.
sozluk yazarlarinin su an dinledigi sarkilar
muse - starlight
mutlaka izlenmesi gereken filmler
<bkz: 25th hour>
ayrilinan sevgilinin goze cirkin gelmesi
aşık olduğunda ya da olduğunu sandığında gözüne inmiş olan perdenin belli bir süre sonra kaybolması olayıdır. başa gelecek en hayırlı olaylardan biridir.
14 subat in meydan sozluk yazarlari icin ifadesi
okullar açıldığı için biten on beş günlük mükemmel tatilin sonu, sıradan bir pazartesi günü olması sebebiyle pazartesi sendromu, maaş dağıtma gününün 1 gün öncesi, mevlid kandili ve de sevgilisi olmayan arkadaşlarla buluşup eğlenme günü.
cani sikilan insanlara tavsiyeler
annemin her zaman verdiği tavsiyeler:
"azıcık iş yap, geçer"
ya da
"sıkı can iyidir, kolay çıkıvermez".
birinci örneğe hadi bi derece katlanıyorum da ikincisi atalarımızdan hangi yaratıcı bünyeye aitse yayında ve yapımda emeği geçenlerin sülalelerini bol bol anıyorum.
misafirlerle kurulan nasilsiniz zinciri
bayram ziyareti, kız isteme gibi mevzularda herkesin birbirine yapmacık bir şekilde hal hatır sorma olayıdır. ancak ne zaman bu olay başlasa ciddi ortamlara ayak uyduramayan bünyemi bir gülme krizi alır. hatta bir kaç ay önce çok yakın bir arkadaşımın düğününde gelin çıkarma olayı öncesinde gelen erkek tarafı ve kız tarafı bu muhabbete daldığında gülme krizine girip ortamın densizi olmamak için dudaklarımı ısırmışlığım vardır. şimdi düşünüyorum da o gergin ortamda sırf bu nedenle gülsem nice olurdu. yapmayın kardeşim bana bunu.
bekar evine yakisan seyler
1980'lerden kalma buzdolabının içindeki bilimum şarap, votka ve bira şişeleri. (ancak bu buzdolabındaki gıda maddeleri yenilebilirlik özelliklerini genelde yitirmişlerdir.)
bebek yagi
tiki bir arkadaşım bronzlaşmak için bebeyağı kullanırken erkek arkadaşı da ne olduğunu bilmeden , hatta güneş kremi sanarak bunu kullanmıştı. sonuç: ikisi de istakoza dönünce yaz boyunca tüm esprilerimizin konusu bebeyağı olmuştur. aklınızda bulunsun, önce güneş kremiyle korunarak güneşlenin, bronzlaşmak için ileriki aşamalarda bunu kullanabilirsiniz.
defterin sag tarafina gecince yasanan mutluluk
defterin yarısını kullandıktan sonra defterin sol tarafına geçince yaşanan mutluluğa eşittir.
oyle bir gecer zaman ki
dizideki
ali: nasıl olmuşum?
abisi: tam damat olmuşsun.
ali: yok bi de yarım olacaktım. yarım damat mı olur abi?
şeklindeki replikler beni benden almıştır. nasıl yaratıcı bir zekanın ürünüdür bu cümlerler, akıllara ziyan.
the tudors
e2'de fragmanı yayınlanırken sunucunun "alem buysa kral henry" replikleriyle beni dumura uğratmasının yanısıra esprinin iğrençliğinden midemin bulanmasına sebep olan dizi. hey allah'ım hey!
apaci dansi
şimdi gördüm haberlerde. memleketim insanları apaçi dansı öğrenmek için kurslara akın ediyorlarmış. kolbastı bitti, şimdi de bu başladı. hey allah'ım hey! azıcık beyin...
cabuk corba
peynirli makarnalısı on numara, normal hazır çorbalardan bile çok daha lezzetli diyebilirim. o yüzden marketlerde hemen tükeniveriyor meret. acılı domateslisi de yemeksiz kalınan akşamlar aç uyumamak için idarelik. ama kamplarda dağ başında o kadar büyük bi lütuf ki bu çorbalar, insana ev sıcaklığı veriyorlar.
absurdist
aynı şehirdeyiz ama buluşamadık bi türlü. sohbetini özlediğim arkadaşım, kalasın sağlıcakla.
emre altug
yeni bi reklamı var bu adamın. çağla falan oynuyor, bir yağ markası için sanırsam. o değil de, söylediği şarkının başlangıcı ne kadar da teoman'ın "zamparanın ölümü" şarkısının başlangıç kısmına benziyo arkadaş. sevmedim, olmamış.
